Dizüstü bilgisayar çevresinde ücretsiz yazılım, premium özellikler, reklam destekli uygulamalar, bulut hizmetleri ve dijital güvenliği temsil eden paneller.

Ücretsiz Yazılım Gerçekten Ücretsiz mi? Görünmeyen Maliyetler ve Bilmeniz Gerekenler

Ücretsiz yazılımlar gerçekten bedava mı? Freeware, freemium, açık kaynak, reklam, gizlilik ve abonelik modellerini karşılaştırarak görünmeyen maliyetleri inceliyoruz.

İnternette bir program aradığımızı düşünelim.

Amacımız oldukça basit: Bir PDF dosyasını küçültmek, fotoğraf düzenlemek, bilgisayarımızdaki gereksiz dosyaları temizlemek veya notlarımızı düzenli biçimde saklamak istiyoruz.

Karşımıza birbirinden farklı onlarca uygulama çıkıyor. Bazıları ücretli, bazıları abonelik istiyor, bazılarıysa büyük harflerle tamamen ücretsiz olduğunu söylüyor.

Doğal olarak ücretsiz seçeneğe yöneliyoruz.

Programı indiriyoruz. Kurulum birkaç dakika sürüyor. İlk bakışta her şey yolunda görünüyor. Ancak kullanmaya başladığımızda farklı durumlarla karşılaşabiliyoruz.

Bir uygulama belirli sayıda işlemden sonra ödeme istiyor. Başka bir uygulama sürekli reklam gösteriyor. Bir diğeri hazırladığımız dosyayı dışarı aktarmamıza yalnızca ücretli sürümde izin veriyor.

Bazı programlarsa gerçekten hiçbir ücret talep etmeden, yıllarca kullanılabiliyor.

Peki bunların hepsi nasıl ücretsiz yazılım olarak tanıtılabiliyor?

Bir yazılımın geliştirilmesi, güncellenmesi, hatalarının giderilmesi ve kullanıcılarına ulaştırılması emek gerektiriyor. İnternet üzerinden hizmet veren uygulamaların ayrıca sunucu, depolama ve veri aktarımı gibi giderleri bulunabiliyor.

Buna rağmen oldukça gelişmiş programları tek kuruş ödemeden kullanabiliyoruz.

Burada ilk bakışta çelişkili görünen bir durum var.

Aslında cevap, ücretsiz kelimesinin ne anlama geldiğinde saklı.

Bir yazılımın indirme fiyatının sıfır olması, kullanımının hiçbir maliyeti bulunmadığı anlamına gelmez. Ancak her ücretsiz yazılımın kullanıcıdan gizli bir karşılık aldığı düşüncesi de doğru değildir.

Bazı projeler bağışlarla ayakta kalıyor. Bazı şirketler temel özellikleri ücretsiz sunup gelişmiş araçlardan gelir elde ediyor. Bazı hizmetler reklamlarla finanse ediliyor. Bazı yazılımlar ise toplulukların ortak çalışmasıyla geliştiriliyor.

Üstelik maliyet her zaman para anlamına gelmiyor.

Zaman, kişisel veriler, dikkatimiz, bilgisayarımızın kaynakları ve bir yazılıma bağımlı hâle gelmek de değerlendirilmesi gereken unsurlar arasında.

PratikTekno olarak bu yazıda ücretsiz programları kötülemek veya ücretli yazılımları övmek yerine daha önemli bir soruya cevap arayacağız:

Bir yazılımı kullanmaya başlamadan önce gerçekten neye razı olduğumuzu nasıl anlayabiliriz?

Ücretsiz yazılım dediğimizde aslında neden söz ediyoruz?

Günlük konuşmada ücretsiz, bedava ve açık kaynak ifadelerini çoğu zaman birbirinin yerine kullanıyoruz.

Oysa yazılım dünyasında bu kelimeler farklı şeyler anlatabilir.

Bir uygulama ücretsiz indirilebilir ama kaynak kodu kapalı olabilir. Başka bir programın kaynak kodu herkese açık olabilir fakat profesyonel destek hizmeti ücretli sunulabilir.

Bir yazılım belirli özellikleri ücretsiz kullandırırken diğerlerini abonelikle açabilir. Bir diğeri yalnızca kısa süreliğine ücretsiz deneme imkânı sağlayabilir.

Bu farklılıkları bilmeden iki programı karşılaştırmak kolay değildir.

Freeware: Ücretsiz kullanabilirsiniz, ama haklarınız sınırlı olabilir

Freeware, genellikle kullanıcıya ücret ödemeden sunulan yazılımları tanımlamak için kullanılan bir ifadedir.

Örneğin bir geliştirici hazırladığı masaüstü programını herkesin ücretsiz kullanmasına izin verebilir.

Ancak bunun anlamı, kullanıcıların programın kaynak kodunu inceleyebileceği, değiştirebileceği veya istedikleri şekilde yeniden dağıtabileceği değildir.

Programın lisans koşulları bu işlemleri sınırlandırabilir.

Hatta bazı freeware yazılımlar yalnızca kişisel kullanım için ücretsiz olabilir. Aynı yazılımın şirket ortamında veya ticari faaliyetlerde kullanılması farklı bir lisans gerektirebilir.

Bu nedenle programın ücretsiz indirilmesiyle onu hangi koşullarda kullanabileceğiniz ayrı konulardır.

Ücret ödememek, yazılım üzerinde sınırsız hak sahibi olmak anlamına gelmez.

Freemium: Temel özellikler ücretsiz, gelişmiş özellikler ücretli

Freemium, ücretsiz ve ücretli hizmetlerin birlikte sunulduğu bir iş modelidir.

Örneğin bir not alma uygulaması temel metin notlarını ücretsiz kaydetmenize izin verebilir. Fakat daha yüksek bulut depolama alanı, gelişmiş arama veya ekip çalışması özellikleri ücretli pakete bağlanmış olabilir.

Bu modelin kendisi yanlış veya aldatıcı değildir.

Hatta kullanıcı açısından avantajlı olabilir. Önce hizmeti deneyebilir, gerçekten ihtiyaç duyduğunda ödeme yapmayı seçebilir.

Sorun, ücretsiz sürümün sınırları yeterince açık anlatılmadığında ortaya çıkar.

Örneğin bir uygulama ücretsiz olduğunu vurgularken kullanıcı ancak saatlerce çalıştıktan sonra hazırladığı dosyayı dışarı aktarmak için ödeme gerektiğini öğreniyorsa kötü bir deneyim yaşar.

Bu yüzden freemium uygulamalarda yalnızca hangi özelliklerin ücretsiz olduğuna değil, hangi işlemlerin ücretli pakete ayrıldığına bakılmalıdır.

Deneme sürümü: Ücretsiz başlamak, ücretsiz devam etmek değildir

Bazı yazılımlar yalnızca belirli bir süre ücretsiz kullanılabilir.

Deneme sürümü, satın alma kararından önce uygulamayı değerlendirmek için yararlı bir yöntemdir.

Ancak deneme süresi sona erdiğinde program tamamen kapanabilir, bazı özellikleri sınırlandırılabilir veya kullanıcının onayıyla başlamış bir abonelik kapsamında ücretli hizmete dönüşebilir.

Her deneme sürümü otomatik ücretlendirme yapmaz.

Fakat kayıt sırasında ödeme bilgileri isteniyorsa, deneme sonunda ne olacağını özellikle kontrol etmek gerekir.

“Ücretsiz dene” ifadesi ile “süresiz ücretsiz kullan” ifadesi aynı anlama gelmez.

Açık kaynak ve özgür yazılım: Konu yalnızca fiyat değildir

Açık kaynak yazılım, lisansı aracılığıyla kaynak kodunun kullanılmasına, incelenmesine, değiştirilmesine ve yeniden dağıtılmasına belirli koşullarla izin veren yazılımları ifade eder.

Burada yalnızca kaynak kodunun internette görüntülenebilmesinden söz etmiyoruz.

Gerçek anlamda açık kaynak lisansı, kullanım ve yeniden dağıtım haklarına ilişkin belirli koşulları karşılamalıdır.

Açık Kaynak Girişimi’nin Open Source Definition belgesinde bu ölçütler açıklanıyor.

Özgür yazılım yaklaşımında ise kullanıcının programı çalıştırma, inceleme, değiştirme ve paylaşma özgürlükleri öne çıkar.

GNU Projesi’nin Özgür Yazılım Nedir? açıklaması, ücretsiz olmakla özgür olmanın aynı şey olmadığını özellikle vurgular.

Örneğin açık kaynak lisanslı bir program ücretsiz indirilebilir. Ancak aynı program için ücretli kurulum, barındırma, eğitim veya teknik destek hizmeti de sunulabilir.

Bu bir çelişki değildir.

Çünkü yazılımın lisansı ile onu kullanırken satın aldığınız hizmet aynı şey değildir.

Böylece ücretsiz yazılım konusundaki ilk önemli ayrımı yapabiliriz:

Ücretsiz, çoğunlukla fiyatı; açık kaynak ve özgür yazılım ise kullanım haklarını ve yazılım üzerindeki özgürlükleri anlatır.

Freeware, freemium, deneme sürümü, reklam destekli ve açık kaynak yazılım modellerinin özelliklerini, avantajlarını ve sınırlamalarını karşılaştıran infografik.
Bu modeller birbirini dışlamaz: Bir yazılım aynı anda açık kaynak ve ücretsiz ya da reklam destekli olabilir. Ayrıntıları büyütmek için görsele tıklayabilirsiniz.

Geliştiriciler ücretsiz yazılım sunarak nasıl para kazanıyor?

Bir yazılımın ücretsiz olması, onu geliştiren kişilerin hiçbir gelir elde etmediği anlamına gelmez.

Günümüzde farklı iş modelleri kullanılabiliyor. Bunların bazısı doğrudan kullanıcıya ödeme yaptırırken bazısı maliyeti farklı kaynaklardan karşılıyor.

En yaygın yöntemlerden biri ücretli özellik modelidir.

Şirket, temel işlevleri ücretsiz sunar. Daha fazla depolama, profesyonel araçlar veya ekip yönetimi gibi özellikler için ücret talep eder.

Böylece küçük ihtiyaçları bulunan kullanıcılar ücretsiz sürümle devam edebilirken daha gelişmiş beklentileri olan kişiler ücretli paketi tercih eder.

Başka bir model reklam gelirlerine dayanır.

Kullanıcı programa para ödemez. Hizmetin işletmecisi uygulamada veya çevresindeki alanlarda reklam göstererek gelir elde eder.

Reklam destekli bir uygulama otomatik olarak güvensiz değildir. Burada değerlendirilmesi gereken, reklamların niteliği, yoğunluğu ve kullanıcı verilerinin reklam amacıyla nasıl işlendiğidir.

Bazı geliştiriciler bağış veya topluluk desteğini tercih eder.

Bu tür projelerde kullanıcılar yazılımı ücretsiz kullanabilir. Projeden yarar sağlayan kişiler ya da kuruluşlar geliştirme giderlerine gönüllü katkıda bulunabilir.

Özellikle açık kaynak ekosisteminde yazılımı geliştiren toplulukların yanı sıra, teknik destek veya barındırma hizmetlerinden gelir elde eden işletmeler de bulunur.

Bir başka model kurumsal finansmandır.

Örneğin bir şirket belirli bir yazılım bileşeninin geliştirilmesini destekleyebilir. Çünkü aynı bileşeni kendi ürünlerinde kullanmak, bakımını kolaylaştırmak veya daha geniş bir geliştirici topluluğundan yararlanmak istiyordur.

Bazı ücretsiz uygulamalar ise daha büyük bir ürün ekosisteminin parçasıdır.

Şirket, ücretsiz aracı doğrudan satmayı hedeflemez. Kullanıcının diğer hizmetlerini tanımasını veya mevcut ürünleriyle daha fazla etkileşim kurmasını amaçlayabilir.

Buradaki yöntemler birbirini dışlamaz.

Bir yazılım aynı anda ücretsiz temel sürüm, bağış, ücretli destek ve kurumsal abonelik sunabilir.

Dolayısıyla ücretsiz bir uygulamayla karşılaştığımızda yalnızca “Bu şirket nereden para kazanıyor?” diye sormak yeterli değildir.

Daha yararlı soru şudur:

Bu yazılımın iş modeli benim kullanımımı nasıl etkiliyor?

Çünkü geliştiricinin gelir modeli, programın gelecekte hangi özellikleri ücretli sunacağını, ne tür veriler işleyeceğini ve kullanıcıya nasıl bir deneyim sağlayacağını etkileyebilir.

Para ödemiyorsak kişisel verilerimizle mi ödeme yapıyoruz?

Ücretsiz dijital hizmetler hakkında sık tekrarlanan bir düşünce var:

“Ürüne para vermiyorsan ürün sensindir.”

Bu ifade dikkat çekici olsa da bütün ücretsiz yazılımları açıklamak için yeterli değildir.

Çünkü her ücretsiz uygulama kişisel verileri ticari amaçla toplamaz. Her veri toplayan hizmet de kullanıcı bilgilerini üçüncü taraflara satmaz.

Öncelikle veri toplamanın farklı nedenleri bulunduğunu anlamamız gerekiyor.

Bir uygulama çalışabilmek için bazı bilgilere ihtiyaç duyabilir.

Örneğin hava durumu uygulaması seçilen şehri bilmelidir. Bulut tabanlı not uygulamasının notları hesapla ilişkilendirmesi gerekebilir. Çökme raporları, teknik hataları gidermek için kullanılabilir.

Buna karşılık bazı hizmetler reklam kişiselleştirme, kullanıcı davranışlarını analiz etme veya pazarlama amacıyla daha fazla veri işleyebilir.

Bu işlemlerin kapsamı ve hukuki dayanakları hizmete göre değişir.

Verinin işlenmesi ile verinin satılması aynı şey değildir.

Ayrıca verinin üçüncü taraflarla paylaşılması da her zaman aynı anlama gelmez. Bir hizmetin çalışması için teknik altyapı sağlayıcısıyla yapılan veri işleme faaliyeti ile reklam amaçlı veri paylaşımı farklı biçimlerde değerlendirilmelidir.

Kullanıcı açısından önemli olan, hangi bilgilerin toplandığını ve hangi amaçlarla kullanıldığını öğrenebilmektir.

Ücretsiz PDF aracı neden iyi bir örnek?

Bir PDF dosyasını küçültmek istediğimizi düşünelim.

Bilgisayarımıza yüklenen bir program dosyayı tamamen cihaz üzerinde işleyebilir.

Başka bir hizmet ise dosyayı kendi sunucusuna yüklememizi isteyebilir.

İki yöntem de ücretsiz olabilir.

Fakat gizlilik açısından aynı değildir.

Dosyayı yerel olarak işleyen bir uygulamada belgenin dışarı gönderilmesine gerek olmayabilir. Çevrim içi bir hizmette ise dosya hizmet sağlayıcısının sistemine aktarılabilir.

Elbette çevrim içi olması tek başına hizmetin güvensiz olduğunu göstermez. Sağlayıcı uygun güvenlik önlemleri kullanıyor ve dosyaları belirli bir süre sonunda siliyor olabilir.

Ancak belgenin içeriği önemliyse bu fark kararımızı etkilemelidir.

Örneğin sıradan bir broşürle kişisel bilgiler veya ticari sırlar içeren bir sözleşmenin gizlilik ihtiyaçları aynı değildir.

Bu nedenle çevrim içi dosya araçlarını kullanırken dosyanın nereye gönderildiğini, ne kadar süre saklandığını ve işlem tamamlandıktan sonra nasıl silindiğini değerlendirmek gerekir.

PDF küçültme işlemlerinin farklı yöntemlerini PDF Dosyası Nasıl Küçültülür? rehberimizde ayrıca anlatıyoruz.

Buradaki esas mesele ücretsiz aracın iyi veya kötü olması değil, dosyanın işlendiği yerin ve veri kullanım koşullarının anlaşılmasıdır.

Uygulama izinleri bize ne anlatır?

Mobil uygulamalarda kamera, mikrofon, konum, fotoğraflar ve kişiler gibi alanlara erişim izinleri önemli ipuçları verir.

Örneğin basit bir el feneri uygulaması rehberimize erişim istiyorsa bu iznin neden gerekli olduğunu sorgulamak mantıklıdır.

Ancak yalnızca izin listesinden bir uygulamanın bütün veri davranışını öğrenemeyiz.

Bazı veriler işletim sistemi izni gerektirmeden de işlenebilir. Bazı izinlerse uygulamanın gerçekten sunduğu bir özellik için gerekli olabilir.

Üstelik izin verilmesiyle verinin sunucuya aktarılması da aynı şey değildir.

Google Play’in Veri Güvenliği açıklamaları, geliştiricilerin hangi verileri topladıklarını veya paylaştıklarını nasıl bildirmeleri gerektiğini anlatıyor.

Apple’ın App Store gizlilik bilgileri de kullanıcılara uygulamaların bildirdiği veri uygulamalarını değerlendirme imkânı sunuyor.

Bununla birlikte bu beyanların önemli bölümü geliştiricilerin verdiği bilgilere dayanır. Uygulama mağazasında bir gizlilik etiketi bulunması, o uygulamanın bütün davranışlarının bağımsız olarak doğrulandığı anlamına gelmez.

Bu yüzden izinleri, gizlilik açıklamalarını, geliştirici geçmişini ve uygulamanın gerçek ihtiyacını birlikte düşünmek gerekir.

Reklamlar, ek teklifler ve istemediğimiz programlar

Ücretsiz yazılımların görünmeyen maliyetlerinden biri de dikkatimizi ve zamanımızı tüketmeleri olabilir.

Örneğin ücretsiz bir video düzenleme programı işimizi görebilir ama her açılışta tam ekran reklam gösteriyorsa kullanım deneyimimiz olumsuz etkilenebilir.

Bir başka uygulama, ücretsiz sürümde sürekli abonelik teklifi sunabilir.

Bunlar tek başına güvenlik ihlali değildir.

Ancak yoğun ve yanıltıcı biçimde tasarlandıklarında kullanıcıların istemedikleri işlemleri yapmalarına neden olabilirler.

Daha ciddi sorunlardan biri, programlarla birlikte başka yazılımların yüklenmesidir.

Bir uygulamanın kurulum dosyasını açtığımızda ek araç çubuğu, tarayıcı uzantısı veya farklı bir program kurmamız istenebilir.

Bazen bu seçenekler kurulum ekranında önceden işaretlenmiş olur. Kullanıcı da yalnızca ilerlemek için düğmelere basarken farkında olmadan ek yazılımları yükleyebilir.

Microsoft, istenmeyen yazılım hakkındaki açıklamasında bu tür davranışların tarayıcı ayarlarını değiştirmekten başka programların yüklenmesine kadar uzanabileceğini belirtiyor.

Burada bir ayrım daha önemli.

Potentially Unwanted Application, yani potansiyel olarak istenmeyen uygulama kavramı, her zaman doğrudan virüs anlamına gelmez.

Bazı programlar kötü amaçlı yazılım olarak sınıflandırılmasa bile yoğun reklam gösterebilir, sistem performansını etkileyebilir veya kullanıcının istemediği işlemler gerçekleştirebilir.

Windows üzerinde karşılaşılabilecek bu tür uygulamaları değerlendirirken güvenlik yazılımının uyarısını görmezden gelmek yerine neyin algılandığını incelemek gerekir.

Mobil cihazlarda beklenmedik reklamlar da benzer şekilde dikkat gerektirir.

Ancak her reklam kötü amaçlı uygulamadan kaynaklanmaz. Kullanılan uygulamanın reklam modeli veya tarayıcı bildirimleri de etkili olabilir.

Bu ayrımı daha ayrıntılı incelemek için Telefonda Sürekli Reklam Çıkıyorsa Ne Yapmalı? yazımıza göz atabilirsiniz.

Ücretsiz bir programın reklamlardan gelir elde etmesiyle kullanıcının kontrolü dışında değişiklik yapması aynı şey değildir.

Güvenilirlik değerlendirmesinde önemli olan, yapılan işlemlerin açıkça anlatılması ve kullanıcının bunlar üzerinde anlamlı bir seçim hakkı bulunmasıdır.

Ücretsiz deneme süresi nasıl ücretli aboneliğe dönüşebilir?

Bir uygulamanın yedi günlük ücretsiz deneme sunduğunu düşünelim.

Programı kuruyor, hesabımızı oluşturuyor ve kredi kartımızı ekliyoruz.

Bir süre kullanıyoruz. Daha sonra başka işlerimiz çıkıyor ve uygulamayı unutuyoruz.

Deneme süresi sona erdiğinde önceden kabul ettiğimiz abonelik koşullarına göre ücretlendirme başlayabilir.

Bu durum her zaman aldatıcı değildir. Süre ve ücret açıkça belirtilmiş, kullanıcı da koşulları anlayarak onaylamış olabilir.

Fakat deneme koşulları karmaşık biçimde sunulduğunda beklenmedik ödemelerle karşılaşma ihtimali artar.

ABD Federal Ticaret Komisyonu, ücretsiz denemeler ve otomatik yenilenen abonelikler hakkındaki tüketici rehberinde ücretlendirme koşullarının, iptal yönteminin ve deneme süresinin dikkatle incelenmesini öneriyor.

Bu rehber ABD’deki tüketicilere yönelik olsa da kullanıcı açısından anlattığı temel riskler farklı ülkelerdeki dijital aboneliklerde de karşımıza çıkabilir.

Önemli olan aboneliğin nereden başlatıldığını bilmektir.

Örneğin mobil uygulamayı cihazdan kaldırmak, uygulama mağazası üzerinden başlatılan bir aboneliği otomatik olarak iptal etmek zorunda değildir.

Aboneliğin ilgili hizmetin hesap ayarlarından veya satın alma işlemini yöneten mağazadan ayrıca iptal edilmesi gerekebilir.

Bu yüzden deneme sürümüne kaydolurken yalnızca başlangıçta ücret ödeyip ödemeyeceğimize bakmamalıyız.

Şu bilgileri de öğrenmeliyiz:

  • Deneme süresi ne zaman bitiyor?
  • Sonrasında hangi tutar ve hangi dönem için tahsil edilecek?
  • Ödeme otomatik olarak yenileniyor mu?
  • Abonelik nereden iptal ediliyor?
  • İptal sonrasında dosyalarımıza ve hesabımıza ne olacak?

Özellikle son soru çoğu zaman gözden kaçıyor.

Çünkü aboneliği iptal ettiğimizde yalnızca ücretli özellikleri kaybetmeyebiliriz. Bazı hizmetlerde depolama sınırlarına geri dönmemiz, hesap özelliklerinin değişmesi veya belirli işlemleri yapamamak gibi durumlarla da karşılaşabiliriz.

Bir yazılımı denemek kolay olabilir. Önemli olan, kullanmayı bırakmak istediğimizde ne olacağını önceden bilmektir.

Açık kaynak yazılım gerçekten daha güvenli mi?

Açık kaynak yazılımların önemli avantajlarından biri kaynak kodunun incelenebilmesi ve uygun lisans koşullarıyla geliştirilebilmesidir.

Bu durum bağımsız geliştiricilerin hataları bulmasına, iyileştirmeler önermesine ve projeye katkıda bulunmasına imkân verir.

Ancak yalnızca kaynak kodunun açık olması, kodun düzenli biçimde denetlendiğini garanti etmez.

Bir projenin kaynak kodu yıllardır herkese açık olabilir ama güvenlik sorunlarını araştıran yeterli sayıda geliştirici bulunmayabilir.

Başka bir projede ise geniş bir topluluk, düzenli sürümler ve güvenlik güncellemeleri sayesinde sorunlara hızlı müdahale edilebilir.

Bu nedenle açık kaynak yazılımların güvenliğini değerlendirirken lisansına bakmak tek başına yeterli değildir.

Projenin aktif olarak geliştirilip geliştirilmediği, güvenlik açıklarına nasıl yanıt verdiği, güncellemeleri nasıl dağıttığı ve kullanılan bağımlılıkların durumu önemlidir.

Ayrıca kaynak kodunun güvenilir bir depoda bulunmasıyla kullanıcıya indirilen çalıştırılabilir dosyanın aynı koddan üretildiğinin güvence altında olması farklı konulardır.

Güvenilir derleme ve dağıtım süreçleri de bu nedenle önem taşır.

Bir programın açık kaynak olması onun her durumda güvenli olduğunu kanıtlamadığı gibi, kapalı kaynak olması da otomatik olarak güvensiz olduğu anlamına gelmez.

Güvenlik, lisans türünden çok daha geniş bir değerlendirme gerektirir.

Herkese açık kaynak kodu neden her zaman açık kaynak lisansı anlamına gelmez?

Burada programlamaya ilgi duyanlar için önemli bir ayrıntı daha bulunuyor.

Bir geliştirici yazılımının kodunu internette herkese açık biçimde paylaşabilir.

Ancak yalnızca kodun görülebiliyor olması, onu istediğimiz gibi değiştirme, dağıtma veya ticari projelerde kullanma hakkı verdiği anlamına gelmez.

Yazılımın lisansı bu hakları belirler.

GitHub’ın yazılım depolarını lisanslama belgesinde de belirtildiği gibi, lisans bulunmadığında genel telif hakkı kuralları devreye girer.

Öte yandan geçerli bir açık kaynak lisansı bulunan yazılımlar ticari amaçlarla da kullanılabilir. Ancak yeniden dağıtım veya türev çalışmalar için lisansın getirdiği koşullara uyulması gerekir.

Dolayısıyla “ücretsiz”, “kaynak kodunu görebiliyorum” ve “istediğim gibi kullanabilirim” ifadeleri birbirinden farklıdır.

Bu konuyu ayrı bir yazıda, açık kaynak lisanslarının gerçek kullanım örnekleri üzerinden daha kapsamlı inceleyeceğiz.

Ücretsiz yazılımın fark edilmeyen diğer maliyetleri

Ücret ödemeden kullandığımız bir program, doğrudan fatura çıkarmasa bile zaman içinde farklı maliyetler oluşturabilir.

Bunların en önemlilerinden biri öğrenme süresidir.

Örneğin ücretsiz bir uygulama oldukça gelişmiş olabilir ama arayüzü karmaşıksa basit işlemler için uzun süre harcamamız gerekebilir.

Başka bir program daha az özelliğe sahip olmasına rağmen ihtiyaç duyduğumuz işi çok daha hızlı tamamlayabilir.

Bu durumda hangi yazılımın bize daha uygun olduğu yalnızca fiyatından anlaşılamaz.

Bir diğer maliyet sistem kaynaklarıdır.

Bazı uygulamalar arka planda sürekli çalışır. Başlangıçta otomatik açılır, bildirim gönderir veya düzenli eşitleme işlemleri yapar.

Bunların hepsi kötü amaçlı davranış değildir. Yazılımın sunduğu hizmetin gereği olabilir.

Ancak kullanıcı ihtiyaç duymadığı özellikler nedeniyle bilgisayarının yavaşladığını veya telefonunun pilinin daha hızlı tükendiğini fark edebilir.

Böyle bir durumda programın gerçekten gerekli olup olmadığını değerlendirmek yararlıdır.

Performansın zaman içinde neden değişebildiğini Bilgisayarlar Neden Zamanla Yavaşlıyor? yazımızda daha kapsamlı açıklıyoruz.

Bir başka maliyet teknik destek eksikliği olabilir.

Ücretsiz bir programda yalnızca topluluk desteği sunuluyor olabilir. Kullanıcının yaşadığı sorun için doğrudan yardım alabileceği ücretli destek kanalı bulunmayabilir.

Bireysel kullanımda bu durum çoğu zaman sorun oluşturmaz.

Ancak bir işletmenin bütün iş akışı tek bir yazılıma bağlıysa uzun süre çözülemeyen hata ciddi kayıplara yol açabilir.

Böylece ortaya önemli bir fark çıkar:

Bir yazılımın ücretsiz olmasıyla ona güvenerek yürüttüğümüz işin maliyetsiz olması aynı şey değildir.

Dosyalarımızı başka programa taşıyabiliyor muyuz?

Ücretsiz hizmet seçerken en az dikkat edilen konulardan biri veri taşınabilirliğidir.

Bir not alma uygulamasını düşünelim.

Aylar boyunca notlarımızı, bağlantılarımızı ve belgelerimizi uygulamada saklıyoruz.

Bir gün şirket ücretsiz paketini değiştirdiğinde veya hizmeti kapatma kararı aldığında bütün bu bilgileri dışarı aktarabiliyor muyuz?

Verilerimizi yaygın bir dosya biçiminde indirebiliyor muyuz?

Yoksa yalnızca aynı uygulamanın anlayabildiği özel bir dosya formatına mı bağımlıyız?

Bu sorular özellikle uzun süre kullanılacak yazılımlarda önemlidir.

Örneğin belgelerin standart biçimlerde dışarı aktarılması, başka bir programa geçişi kolaylaştırabilir. Ancak özel biçimlendirme ve bazı gelişmiş özelliklerin yeni uygulamaya birebir aktarılması garanti değildir.

Bulut hizmetlerinde de yalnızca dosyanın indirilmesi değil, önemli ayarların ve kayıtların korunması gerekebilir.

Bu nedenle uzun süre kullanılacak bir yazılım seçerken veri dışa aktarma seçeneklerini baştan öğrenmek mantıklıdır.

Aynı düşünce web siteleri için de geçerlidir. Veriyi gerektiğinde başka bir ortama taşıyabilmek ve güvenilir yedekler oluşturmak, hizmet sağlayıcıya bağımlılığı azaltmaya yardımcı olur.

Örneğin WordPress Yedeği Nasıl Alınır ve Ne Zaman Geri Yüklenir? rehberimiz bu yaklaşımın web sitelerindeki karşılığını anlatıyor.

Bir yazılımı seçerken yalnızca nasıl başlayacağımızı değil, gerekirse ondan nasıl ayrılacağımızı da düşünmeliyiz.

Güvenilir ücretsiz yazılımı nasıl seçebiliriz?

İnternette bir program ararken yalnızca arama sonuçlarında ilk çıkan indirme bağlantısına güvenmek doğru değildir.

Özellikle popüler uygulamaların adını taklit eden siteler veya reklamlarda gösterilen bağlantılar kullanıcıyı farklı dosyalara yönlendirebilir.

Bu yüzden mümkün olduğunda yazılımın geliştiricisine ait resmî internet sitesi veya güvenilir uygulama dağıtım kanalları tercih edilmelidir.

Ancak resmî kaynaktan indirmek bile diğer bütün kontrollerin gereksiz olduğu anlamına gelmez.

Programın hangi şirkete veya geliştiriciye ait olduğunu bilmek, son güncelleme tarihine bakmak ve mevcut işletim sistemiyle uyumluluğunu incelemek de yararlıdır.

Özellikle çok uzun süredir güncellenmeyen programlarda, bilinen güvenlik açıkları veya yeni sistemlerle uyumluluk sorunları bulunabilir.

Bununla birlikte her küçük programın sürekli yeni sürüm yayımlaması gerekmez. Basit ve kararlı bir araç yıllarca önemli bir özellik değişikliği almadan da çalışabilir.

Bu nedenle değerlendirmeyi yalnızca son sürüm tarihine bağlamamak gerekir.

İndirme sırasında açılan ek pencereler, farklı uygulama kurma teklifleri ve beklenmedik izin istekleri dikkatle incelenmelidir.

Program hakkında araştırma yaparken de yalnızca indirme sitesindeki yıldız puanlarına bakmak yeterli değildir.

Güvenilir teknik incelemeler, geliştirici belgeleri, kullanıcıların karşılaştıkları sorunlar ve resmi destek kanalları daha geniş bir değerlendirme yapmamızı sağlar.

Bir indirme bağlantısının gerçek adrese yönlenip yönlenmediğinden şüphe duyuluyorsa Bir Linke Tıklamadan Önce Güvenli Olduğunu Nasıl Anlarsınız? yazımızdaki kontroller yardımcı olabilir.

Burada önemli bir nokta daha var: Güvenilir yazılım seçimi bir defalık işlem değildir.

Bugün iyi çalışan bir uygulamanın fiyatlandırması, gizlilik politikası veya özellikleri ileride değişebilir.

Bu nedenle özellikle önemli verileri yönettiğimiz uygulamaların koşullarını zaman zaman yeniden değerlendirmek yararlı olabilir.

Ücretsiz mi, ücretli mi? Gerçek ihtiyaç üzerinden karar verelim

Şimdi farklı kullanıcıları düşünelim.

Bir öğrenci yalnızca ara sıra PDF belgelerini birleştirmek istiyor.

Bir fotoğrafçı her gün yüzlerce görsel düzenliyor.

Küçük bir işletme çalışanları arasında belge paylaşımı yapıyor.

Bir kişi ise özel günlük notlarını ve kişisel belgelerini saklayacağı bir uygulama arıyor.

Bu kullanıcıların hepsi için aynı programı önermek doğru olmaz.

Öğrenci açısından önemli olan basitlik ve ara sıra kullanım olabilir.

Fotoğrafçı için hız, iş akışı ve dosya biçimi desteği daha belirleyicidir.

İşletme için kullanıcı yetkileri, veri güvenliği, yedekleme ve destek hizmeti öne çıkabilir.

Kişisel notlarını saklayan biri ise gizlilik ve verilerini gerektiğinde dışarı taşıyabilme özelliklerini daha önemli bulabilir.

Dolayısıyla ücretsiz ile ücretli arasındaki karar yalnızca fiyat karşılaştırması değildir.

Bir uygulamanın hangi problemi ne kadar iyi çözdüğüne bakmak gerekir.

Bazen ücretsiz bir yazılım ihtiyacımızı eksiksiz karşılar ve ücretli bir alternatife geçmek hiçbir anlamlı fayda sağlamaz.

Bazen de ücretli bir programın sağladığı zaman tasarrufu ve güvenilir destek, maliyetini karşılayabilir.

Bunun tersi de mümkündür. Pahalı bir program, daha ucuz veya ücretsiz bir seçenekten mutlaka daha iyi değildir.

Bu nedenle yazılım seçimini bir prestij meselesi hâline getirmemek gerekir.

En iyi yazılım, en fazla özelliğe sahip olan veya en yüksek ücretle satılan değil; ihtiyacımızı güvenilir ve sürdürülebilir biçimde karşılayandır.

Aynı işi yapan üç farklı ücretsiz uygulamayı düşünelim

Konuyu somutlaştırmak için tamamen hayalî üç uygulama üzerinden ilerleyelim.

Üçü de temel fotoğraf düzenleme işlemleri yapabiliyor.

FotoA, tamamen ücretsiz ve açık kaynak lisanslı bir masaüstü programı olsun. Kullanıcının görsellerini kendi cihazında işlesin ve bağışlarla desteklensin.

FotoB, ücretsiz temel özellikler sunan ancak gelişmiş düzenleme araçlarını ücretli aboneliğe bağlayan bir program olsun.

FotoC ise çevrim içi çalışan, reklam gösteren ve görsellerin işlenmesi için dosya yüklenmesini gerektiren bir hizmet olsun.

Bu senaryoda FotoA’nın avantajı ücretsiz kullanım ve yerel dosya işleme olabilir. Ancak bazı gelişmiş iş akışlarını desteklemiyorsa belirli kullanıcılar için yeterli olmayabilir.

FotoB, profesyonel işlevleri sayesinde yoğun kullanımda daha uygun olabilir. Ancak kullanıcı abonelik maliyetini değerlendirmelidir.

FotoC, kurulum gerektirmediği için hızlı ve pratik olabilir. Fakat yüklenen dosyaların nasıl işlendiği ve ne kadar saklandığı önem kazanır.

Üç uygulamadan birinin diğerlerinden her koşulda daha iyi olduğunu söyleyemeyiz.

Çünkü değerlendirme kullanıcının amacına göre değişir.

Bir aile fotoğrafını hızla kırpmak isteyen kişinin ihtiyacıyla, müşterilerine ait belgeleri işleyen bir işletmenin beklentisi aynı değildir.

Bu örnek bize önemli bir düşünme yöntemi sunuyor:

Yazılımı yalnızca ücretsiz olup olmadığına göre değil, hangi iş modeline ve hangi kullanım koşullarına sahip olduğuna göre değerlendirmeliyiz.

Bir programı indirmeden önce kendimize neler sormalıyız?

Bütün bu bilgileri günlük hayatta kullanmak için uzun lisans metinlerini baştan sona ezberlemek gerekmiyor.

Daha pratik bir değerlendirme yöntemi uygulayabiliriz.

Öncelikle programın hangi şirket veya geliştirici tarafından sunulduğuna bakalım. Resmî indirme kaynağını doğrulayalım.

Ardından ücretsiz sürümün gerçekten ihtiyacımızı karşılayıp karşılamadığını öğrenelim. Örneğin dosya dışa aktarma, filigrans kaldırma veya çevrim dışı çalışma gibi özellikler ücretli olabilir.

Program bir hesap oluşturmayı gerektiriyorsa bunun nedenini sorgulayalım. Hesap her zaman gereksiz değildir; örneğin cihazlar arasında eşitleme için gerekli olabilir.

Ancak yalnızca basit bir yerel işlem yapmak isteyen kullanıcı açısından zorunlu üyelik önemli bir tercih sebebi olabilir.

Kişisel veri işleme koşullarını inceleyelim. Özellikle fotoğraflar, özel belgeler, kişiler, konum ve finansal bilgiler söz konusuysa daha dikkatli davranalım.

Bir deneme süresi veya abonelik bulunuyorsa ücretlendirme koşullarını baştan öğrenelim.

Son olarak uygulamayı kullanmayı bıraktığımızda verilerimizi nasıl alabileceğimizi düşünelim.

Bu noktada kısa bir kontrol tablosu oluşturabiliriz:

Kontrol konusuKendimize soracağımız soru
KaynakProgramı gerçek geliştiricisinden mi indiriyorum?
Ücretsiz sınırlarİhtiyacım olan işlemler gerçekten ücretsiz mi?
LisansKişisel veya ticari kullanım koşulları bana uygun mu?
GizlilikHangi verilerim işleniyor ve nerede saklanıyor?
GüvenlikProgram güvenilir şekilde dağıtılıyor ve destekleniyor mu?
ÜcretlendirmeDeneme sonunda otomatik ödeme başlayacak mı?
Veri taşınabilirliğiDosyalarımı başka bir uygulamaya aktarabilir miyim?
Uzun vadeli kullanımYazılım değişirse veya kapanırsa ne yapacağım?

Bu soruların hepsine aynı ayrıntıyla cevap aramak zorunda değiliz.

Basit bir hesap makinesi uygulamasıyla bütün şirket belgelerini saklayacağımız bulut hizmetinin risk düzeyi aynı değildir.

Önemli olan, yazılımın hayatımızdaki rolü büyüdükçe değerlendirmemizi de derinleştirmektir.

Kısaca

Ücretsiz yazılım gerçekten ücretsiz olabilir.

Hatta oldukça güçlü bazı programlar hiçbir abonelik, reklam veya zorunlu ödeme gerektirmeden uzun yıllar kullanılabilir.

Ancak ücretsiz kelimesi her yazılım için aynı şeyi ifade etmez.

Freeware uygulamalarda ücret ödemeden kullanım hakkı sunulabilirken kaynak kodu ve yeniden dağıtım hakları sınırlandırılabilir.

Freemium modelinde temel özellikler ücretsiz, gelişmiş özellikler ücretli olabilir.

Deneme sürümleri belirli bir süreyle sınırlı olabilir. Açık kaynak ve özgür yazılım yaklaşımlarıysa yalnızca fiyata değil, kullanıcıların yazılım üzerindeki haklarına odaklanır.

Bazı ücretsiz hizmetler reklamlardan veya ücretli paketlerden gelir elde eder. Bazıları bağış, kurumsal destek veya ücretli hizmetlerle finanse edilir.

Bu nedenle bütün ücretsiz uygulamaların kişisel verilerimizi sattığını düşünmek doğru değildir.

Bununla birlikte gizlilik koşulları, reklamlar, abonelikler, sistem kaynakları, teknik destek ve veri taşınabilirliği gibi unsurlar da hesaba katılmalıdır.

Bir programın bugün ücretsiz olması, gelecekte aynı özelliklerle ve aynı koşullarla sunulacağını garanti etmez.

Aynı şekilde ücretli bir yazılımın da otomatik olarak daha güvenli veya kaliteli olduğunu söyleyemeyiz.

Yazılım seçerken asıl amacımız fiyat etiketinin en düşük olduğu seçeneği bulmak değil; ihtiyacımızı karşılayan, koşulları anlaşılır ve güvenilir bir çözüm seçmek olmalıdır.

Çünkü dijital dünyada bir yazılımın gerçek maliyeti yalnızca satın alma ekranında gördüğümüz rakamdan ibaret değildir.

Bazen en iyi ücretsiz yazılım, hiç para ödemeden bütün işimizi gören programdır. Bazen de en ucuz görünen seçenek, zaman içinde bize en fazla zaman, dikkat ve uğraş kaybettiren uygulamaya dönüşebilir.

Aradaki farkı anlamanın yolu ise ücretsiz yazılımlardan uzak durmak değil, onları bilinçli seçmeyi öğrenmektir.

PratikTekno Bülteni

Yeni rehberleri kaçırmayın

Yeni teknoloji rehberleri ve pratik çözümler e-postanıza gelsin.